Tuva Cumhuriyeti

1938 yılında Sovyetler Birliği’nin yüzölçümü 21.258.970 km2 idi. 1945’ten sonra ise ve 1990 sonunda 22.402.200 km2’ye ulaşmıştı. Sovyetler Birliği’nin II. Dünya Harbi’ndeki bu toprak kazancı neredeyse bugün Fransa, İspanya ve Portekiz’in toplam yüzölçümlerine eşitti. Moskova’nın kazançları arasında bugünkü Tuva Cumhuriyeti de dahildi.

TUVA ile ilgili görsel sonucuSovyetler Birliği henüz II. Dünya Savaşı devam ederken yarı bağımsız Tannu’nu (yüksek dağ) –Tuva Devleti– işgal ederek bu ülkenin 170.500 km2’lik yerini kendi kaynaklarına katmıştı. Tannu-Tuva’nın zengin yeraltı zenginliklerine, ormanlara ve ekinlere çok elverişli topraklara sahip olmasına rağmen halkı çok az idi.

II. Dünya Harbi yıllarında halkı 70 binden fazla olmayıp bunun 50 binin Tuvalıların kendileri ve 16 binini de Ruslar teşkil ediyordu. XVIII. yy.’ın ikinci yarısından itibaren Moğolistan’ın hakimiyeti altında bulunan Tuva daha sonraları Çin hakimiyetine geçmişti. 1860’ta Çin-Rus antlaşması gereğince Rus tüccar ve göçmenlerine o günkü adı ile Uranhay-Uygurların ülkesinde yerleşme müsaadesi verilmişti. Milliyetçi Tuva halkı nüfusunun azlığına bakmayarak, 1911’de Çin’de Sun Yat Sen liderliğinde yapılan ihtilali fırsat bilerek bağımsızlığını ilan etmişti.

Fakat bu bağımsızlık uzun ömürlü olmadı ve 3 yıldan sonra Rusya’nın himayesini kabul etmek zorunda kaldı. Rusya’daki Bolşevik İhtilali’nden sonra ise komünistlerin tesiri ile 1921’de Tannu-Tuva Halk Cumhuriyeti ilan edildi. İşte 1944’e kadar yarı bağımsız kalan bu Tannu-Tuva Halk Cumhuriyeti tamamen Sovyetler Birliği’ne dahil edilerek kendisine RSFSC’nin bir muhtar bölgesi (Otonom oblast) statüsü verildi. 1961’de bu statü değiştirilerek gene de RSFSC’ye bağlı olan Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti (MSSC) statüsü verildi. 1991’den sonra Rusya Federasyonu içinde bir cumhuriyet oldu.

İlgili resimTuva Cumhuriyeti’nin yüzölçümü 170.500 km2 olup, 1989 nüfus sayımına göre nüfusu 308.557’dir. Yenisey’in aşağı mecrasındaki Tuva’ya güneyde Sibirya, batıda Sayan, Altay, Tannu-Ola, Sangilen ve Doğu Tuva dağları çevreler. Kuzeyinde Krasnoyarsk Kray’ı, kuzeybatısında ise aynı kraya bağlı Hakas Cumhuriyeti batısında Altay Krayı ve buna bağlı Gorno-Altay Cumhuriyeti, güneyinde Moğol Cumhuriyeti ve doğusunda Buryat Cumhuriyeti bulunmaktadır. Başkenti Kızıl (daha önce Kızıl Hoto, ondan da önce Hem Beldiri) olup, belli başlı Turan ve Ersin adlı iki şehir de mevcuttur.

İklimi çok sert olup karasaldır. Temmuz ayı ortalaması 17°-20°C arasında ve Ocak ortalaması ise -25 ile 35°C derece arasındadır. Vadiler yılda 150 mm. ile 300 mm. arasında yağış alırken, dağ yamaçları 400 ile 600 mm. yağış alırlar. Ülkenin yarısı ormanlarla kaplıdır.

Nüfus

1989 nüfus sayımına göre Tuvalıların nüfusu 206.924’e ulaşmıştı. Tuvalıların ezici çoğunluğu (%95,9) kendi muhtar cumhuriyetinde yaşamaktadır. Bir miktarı ise komşudaki Moğolistan Cumhuriyeti’nde bulunmaktadır.

Tuvalıların %95,9’u kendi cumhuriyetlerinde yaşayan bir Türk topluluğudur. Nüfusları az olmasına rağmen benliklerini iyi korumaktadırlar. Tablo 19’dan da görüleceği üzere Tuva ülkesinde diğer bir Türk boyu olan Hakaslardan da bir miktar mevcuttur.

TUVA ile ilgili görsel sonucuTarih

Tuva Türkleri Çin kaynaklarında Tu-po , Tu-p’o şekillerinde geçer. Bulundukları yerler kuzeyde Hsiao-hai ile batıda Kırgız Türkleri, güneyde Uygur Türkleri ile sınırlıdır. Üç boya ayrılmışlardır. Her biri kendini yönetir. Otları toplayıp kulübe yaparlar, tarım ile uğraşmazlardı. Tuva topraklarında çok miktarda ve çok türde ot bulunurdu.

Bunların köklerini toplayıp şifalı yemekler yaparlardı. Avcılık yaparlardı. Kuş, balık yaygın olarak tüketilirdi. Samur kürk ve geyik derisi giyimleri vardı. Ölüleri ağaç kutu ile dağın içine ya da ağaların üzerine bırakırlardı. Kendilerini saf kan Türk kabul ederler. Toplumda cezalandırmaya gerek duyulmamıştı, çalınan mal olsa iki katı geri ödenirdi. Kurıkan Türklerine yakındırlar.

“Tıva” – ırkkökeni ilk defa Sayan-Altay bölgesinde Türk Uygurları ile ilişkilidir. Tuvaları geçim kaynakları göz önüne getirilirse tipik olarak iki gruba ayrılır:

– Batı’da: Bozkır bölgelerinde tarım ve büyük-küçük baş hayvancılıkla uğraşanlar.
– Doğu’da: Tayga bölgesinde, avcılık ve Ren geyiği-sürübesiciliği yapanlar.

Tuva tarihi, antik yerleşim kalıntılardan Paleolitik Çağa kadar geriye gittiği öne sürülür. Sayan Dağları yakınındaki Tayga bölgesinde avcılık ve balıkçık yaparak yaşamışlardır. Tuva’da Sakalardan kalmış birçok buluntu vardır. M.Ö. 2. yüzyılda, Hun İmparatorluğu’nda yerleşik yaşamla birlikte göçebe yaşama da başlamışlardır.

Tuva adı eski Çin kaynaklarındaki T’o-pa boy adından gelmektedir. Topalar Eski Türklerin ana toprağı olan günümüzdeki Kuzey Çin topraklarında M.S. 4.-6. asırlarda 200 yıl kadar sürmüş olan Topa Devletini kurmuşlardır.

M.S. 500 yılından sonra, Türk yerleşimciler erken-ortaçağ’da Köktürk devletinin parçası olarak bölgede yaşamaya başlamışlardır. M.S. 1000 yılında, Tuba (Dubo) kabileleri dağlık-Tayga’da, Sayan sahasında, Samodi halklarını devirerek bölgeye yerleştiler.

1207 yılında, Tuvalar Cengiz Han’ın işgaline uğramış ve Moğollar bölgede etki alanlarını artırınca, sonunda Moğol İmparatorluğu’nun bir egemenliğinde kalmışlardır. Moğol hakimiyeti yüzyıllar sürse de Tuva Türkleri Türklüklerini kaybetmemişler, Moğollarla ırki karışmaya engel olmuşlardır. O devirde yazılmış olan “Moğolların Gizli Tarihi” adlı eserde Tuva Türklerinden “Tuba” olarak bahsedilir.

TUVA ile ilgili görsel sonucu1634 yılında, Moğol lideri Ombo Erdeni Altan Han (saltanat. 1627–1651) Rusya’ya bağlılığa yemin edmiştir. 17. yüzyılda Tuvalar Budizmi kabul etmişlerdir. 18. yüzyılda: Mançu ve Ch’ing Hanedanlığı (清朝, Qīng cháo) Tuvalar üzerinde egemen olmuştur.

1883-1885 yıllarında Tuva’da Çin-Mançur yönetimine başkaldıran 300 kadar kahraman Tuvalıdan 60’ı başbuğları Sambajık başkanlığında Ötüken (Ödügen)’i korumak için çetin şartlara rağmen sonuna kadar direnmişlerdir. Bu olay Tuvaların en önemli ayaklanma olayıdır. Sonunda Çin yönetimi acımasızca bu kahramanları yakalayıp başlarını keserek Tuvaların mukaddes saydığı aşıtlara dikmiştir. Tuva Tarihinde bu olaya “Aldan Maadırlar” ve “Aldan Durgunnar” adı verilmiştir.

1911-1912 yıllarında “Homdu Dayını” adı verilen Çinlilerle Moğollar arasındaki savaşa binlerce Tuvalı katılmış ve Çinlilere karşı cephe alarak Moğolları desteklemişlerdir. Tuvalar, 1914 yılında ilk Tuva Halk Cumhuriyeti’ni, sonra Tuva Özerk Sovyetler Birliği Cumhuriyeti’ni, ve en son günümüz de Tuva Cumhuriyeti (Тыва Республика)’ni kurmuşlardır.

Ekonomi

Ekonomisi esasta köy ekonomisine dayanmakta olup başlıca, besicilik yapılır. Koyun, sığır ye domuz gibi (1970’te 1,1 milyon koyun, 194 bin sığır ve 27 bin domuz) hayvanların dışında at, deve ve Ren geyiği beslenir. Ülkenin yarısının ormanlık olması buralarda vahşi kürk hayvanların avlanmasına müsaittir.

Besiciliğin dışında bir miktar ziraat de yapılır. Başlıca, buğday ve arpa üretilir. Yeraltı zenginlikleri yönünden mühim bir ülke olup başlıca, asbest, kobalt, nikel, bakır, cıva, çinko, kurşun, demiş, taş kömürü ve madeni tuz çıkarılır. Başkent Kızıl’da ağaç, deri ve gıda sanayileri mevcuttur. 433 km’lik bir şose yolu mevcut olup ana yollar Kızıl ile Abakan ve Teli ile Kızıl arasındadır.

Siyasi Düşünce

Tuva’da Rusların geçmişteki dini yapılara verdiği zararlar sebebiyle Ruslar pek sevilmez. Tuva’nın tam bağımsızlığı için halkoylaması yapılması ihtimal dahilinde olsa çoğunluk tam bağımsızlığa destek verecek bir politika anlayışı içindedir. Tuva aydınlarının politik anlamda düşünceleri şöyledir.

– Tuvaların büyük bir hayali vardır, tam bağımsız Tuva.
– Gaspedilen Tuva topraklarının Ruslardan geri alınması gerekmektedir. Tanzıbey tekrar Tuvaların olmalıdır.
– Gaspedilen yemyeşil Tuva toprakları Rusya’da çöle düldürülmektedir. Üretim oranın çevre yerlere göre en düşük Tuva’da olması bir iyi niyet ifadesi olamaz.
– Tuva’nın Sibirya okruğuna bağlanması hoşnutsuzluk sebebidir.
– Tuva’da vatan evlatlarının nüfusunun artırılması ve hedef 1 milyonun üzerinde bir Tuva nüfusuna sahip olmaktır.
– İntikam duygusu hala yanmaktadır. Rusların Tuvalara ait dini tapınağı yakması Tuvalar tarafından lanetle karşılanmıştır.
– Geçmişte Ruslar ve Çinliler Tuvalara karşı büyük bir soykırım yapmışlardır.
– Ruslar ve emperyalist devletler Tuvaların ızdırap çekmelerini istemektedir.
– Başkaldırının zamanı gelmiştir.
– Egemenliğimizi ve yaşama irademizi ilan etmek istiyoruz.
– Yaşasın Tuva halkının yeni mücadelesi
– Rusya yönetimini protesto ediyoruz. Ruslar Tuva topraklarından çekilmelidir.
– Tuva milleti tam bağımsızlığı savunmaktadır.

Kültür

Tuva dili bugün işlenmiş bir hale gelmek üzeredir. 1930’da yazı dili Latin harfleri esasına göre düzenlenmişti, fakat 1941’de diğer Türk lehçelerde olduğu gibi Tuvaca için de Kril harfleri icat edildi. Zengin destanlara sahip olan Tuva halkının en meşhur destanı Keser olup 1963 yılında neşredilmiştir (Kızıl). Diğer destanlarında olduğu gibi bu destanda da Tibet-Moğol tesiri kuvvetle sezilmektedir.

Sovyet devri yazarları arasında Salçak Toka (doğ. 1901) en meşhurlarındandır. Tuvalılar eski Türkler gibi Şamanist idiler, sonraları Moğolistan’ın tesiri ile Lamaizm de girmişti. Kısacası ufak bir Türk topluluğu olan Tuvalılar, büyük topluluklardan uzak kendilerine has olan kültürlerini muhafaza etmeye gayret etmektedirler. Şu anda sayıları az olmakla birlikte Ruslar arasında erime tehlikesinden uzak gibi gözükmektedirler.

Tuva Adının Anlamı

Tuva kelimesi günümüzde Tuva’da Tıva şeklinde yazılmakta ve söylenmektedir. Orijinal şeklinin Toba olduğu düşünülmektedir. Toba, toplum anlamına geldiği sanılır. Yenisey akarsuyunun eski adının Toba olduğu ve Toba akarsuyu çevresindeki Türk yerleşimcilere Toba dendiği söylentisi bulunmaktadır.

Güney Sibiryadaki Türk toplulukları içerisindeki “Tuo-ba” (拓跋) veya “Tuo-ba Shi” (拓跋氏) diye bilinen kut almış Türk kağan hanedanı Çin’e egemen olduğunda Çin’e Tabgaç denilmiştir. Tuo-ba Türkleri içinde Hun, Dingling, Kırgız, Jujuan, Wuhuan ve doğu Siyanpileri gibi 31 topluluk bulunuyordu[1]. Tuo-ba’lar (拓跋) Kuzey Wei Hanedanlığı (M. Ö. 386 – 534) nı kurarak Çin’i aşağı yukarı 150 yıl hakimiyeti altında tutmuştur. Dolayısıyla batıdaki kavimler Çin’i “Tabgaç” (Taughast) adıyla anmışlardır.

Orhun Yazıtları’nda da görülen “Tabgaç” adı Orta Asya’da Çağatay dönemine kadar kullanılmaya devam etmiştir. Fakat Çinliler (Hanlar) “Qin“, “Çin” , “Kıtay” , Çin’e egemen olan eski Türkleri ifade eden “Tabgaç, Tawgaç” adını benimsememişlerdir. Çinliler kendileri için eskiden beri “Zhong-guo” (中國), kendileri için de “Xia” (夏), “Han” (漢), “Han-ren” (漢人), “Han-zu” (漢族), “Hua-xia” (華夏) terimlerini kullanmışlardır. Yalnız ilginç olan şudur ki, “Tabgaç (Tawgaç)” adı Tang (T’ang) Hanedanlığı (唐朝) için de kullanılmıştır. Demek ki Çin’e hakim olan Türk kağanlar sülalesinin adı asırlar sonra bile kaybolmamıştır. Mesela Singku Seli Tutung “Hsüan-tsang (Xuan-zang)’ın Biyografisi”nde Çince 唐朝 (Táng Cháo: “Tang (T’ang) Hanedanlığı”)yı “t(a)vgač” diye tercüme etmektedir:

– “il-lig barca t(a)vgač ilingä kirdi” (Devletlerin hepsi Tang Hanedanlığı’na girdiler).
– “ymä kutlug ulug t(a)vgač elin[tä]” (ve kutlu büyük tawgaç elinde (ilinde)).

Göktürk Kağanlığı döneminden çok sonralara kadar Çin adı yerine bu sözcüğü kullanmayı sürdürdüler. Çin kaynaklarının Topa diye zikrettiği Tabgaçların adı, Kaşgarlı Mahmut tarafından “ulu, saygıdeğer” diye açıklanmıştır ki yaşadığı dönemde Türkistan coğrafyasına egemen olan Hakaniye Devleti veya gerçek adıyla Türk Hakanlığı hükümdarlarınca “tafgaç, tamgaç” şeklinde unvan olarak kullanılmaktaydı. Modern Köken bilimsel araştırmalarda ise L. Bazin değişik bir yorum getirmiş: Türkçe tab+gaç = (mala, mülke) sahip, malik.

Kaşgarlı Mahmut‘un Türklüğünü iddia ettiği Tabgaçlar, Çin kaynaklarına göre de Hiung-nu’lardan bir bölüktür ve Motun (Mete)’u eski Toba hükümdarı sayarlar. Çin kaynaklarından saptanan bazı etnografik ve dilsel bulgular da, onların Türklüklerine ilişkin ipuçları vermektedir. [kaynak belirtilmeli]Örnek sunmak gerekirse, kurt ve göç efsanelerinin varlığı; mağara, dağ ve orman kültleri (Tengricilik); dillerinde tespit edilen bitegçin (bitikçi, kâtip), kapukçın (kapıcı,hacip?), atlaçın (atlı, süvari), korakçın (koruyucu,muhafız alayı), aşçın (aşçı), törü (yasa, töre), il (devlet) gibi sözcükler mevcuttu.

6. yüzyılda kurulan günümüz tarihçilerinin Kök Türk Devleti adını verdikleri Türk Kağanlığı kağanlarından Tapar/Taspar Ḳaġan (572-581) hanedanına Çince Tuvaların atası anlamında Tuobo denilmişir. Kağanın adı Türkçe’de Tapar ve Sogdça’da T’sp’r (Taspar) şeklinde geçerken unvânıda Sogdça’da T’sp’r γ’γ’n ve Çince’de Ta/Tuóbō Kěhàn (T’o-bo K’o-han) 佗鉢可汗 şeklindedir. Tarihi kaynaklarda Tuba adına Çin’in Su hanedanının (581-618) kayıtlarında görülmektedir.

Bu kayıt kaynaklarına göre Türk kağanının soyundan gelen Tubalar, Kırgız Türklerinin doğusunda ve Baykal Gölünün güneyinbatısında , Uygurların kuzeyinde Yenisey dolaylarında Ötüken taygasında yarı yerleşik olarak yaşamaktadırlar. Çin kayıtlarında türlü yazılış şekli Dubo-Tubalar Sayan dağlarının geniş vadilerinde meskun idiler. Kök Türk Kağanlığından başka ad olarak kullanıldığı bir öbür yer ise Hazar Kağanı’nın adı Tuvan Kağan (825 – 830)dır. “Moğolların Gizli Tarihi” adlı Çince eserde de Tuva Türklerinden “Tuba” diye bahsedilir.

Çin Tarihi konusunda uzman olan W. Eberhard Tova (Toba) Devletini kuran 119 topluluğun Türk soyundan gelenler olduğunu belirtir.[6] Günümüzde Tuva (Tıva), Tofa(karagas), Tuba (Altay Türklerinin bir kolu) şekilleriyle karşılaştığımız adlar hep aynı kökene dayanmaktadır. Ünlü Türkbilimci N.F.Katanov da aynı soydan geldiklerini eserlerinde belirtmektedir.

Sonuç olarak Tuva, Tofa, Duha, Toba şekillerinde günümüzde İrkutsk’tan Doğu Türkistan ve Altay’a kadar yaşayan Türk soylu Tuva topluluklarının Hun , Tabgaç ve Kök Türk kağanlığı’nın Tanrı’dan kut almış kutlu hakanlar sülalesinden geldiği anlaşılmaktadır. Günümüzde Ötüken ve dolayına, Ötüken tayga bölgesine en yakın Türk topluluğu dahi Tuva Türkleridir.