ADANA
Diğer Şehirleri Gör
DUYURULAR

Anasayfa > türkce > Türk Dili

Türk Dili
Son Güncellenme : 07 Haz 2017 7:58

Bir dilin konuşma dili ve yazı dili olmak üzere iki yönü vardır. Konuşma dilinin tabiatından olmak üzere ülkede, birbirinden az çok farklı ağızların bulunması normaldir. Yazı dili, bir kültür dili olarak birleştirici bir özelliğe sahiptir. Üniversitelerde Türk dili derslerinin okutulma gerekçelerinden biri de konuşma dilini mümkün olduğu kadar yazı diline yaklaştırmak olduğu için ortak dille yazmaya ve konuşmaya özen gösterilmelidir.
Tarihin çok eski dönemlerinden beri birbirinden uzakta ve geniş bir coğrafyada varlığını sürdüren Türklerin dili, bir ana kaynaktan doğmakla birlikte bu uzun zaman içinde ve farklı bölgelerde bazen az, bazen de çok değişiklikle varlığını sürdürmektedir.
Türk yazı dilinin tarihi kısaca şöyle özetlenebilir: Türk yazı dilinin ilk dönemi, başlangıçtan 13. yüzyıla kadar olan zamanı içine alan Eski Türkçedir. Eski Türkçeden öncesi karanlık dönemdir. Türkçenin uzak lehçeleri olan Yakutça ve Çuvaşça bu karanlık dönemde ana Türkçeden ayrılan kollardır.
12. ve 13. yüzyılda büyük gelişmeler ve değişmeler olmuş, Türkler Orta Asya
dan kuzeye ve batıya doğru yayılarak yeni kültür merkezleri oluşturmuşlardır. Bunun sonucunda Eski Türkçe dönemi bitmiş, biri Kuzey-Doğu diğeri Batı Türkçesi olmak üzere iki yeni yazı dili ortaya çıkmıştır. Kuzey-Doğu Türkçesindeki iki kol, 15. yüzyıldan itibaren farklılaşarak Kuzey Türkçesi ve Doğu Türkçesi olarak ikiye ayrılmıştır. Kuzey Türkçesi Kıpçakça ile temsil edilirken Doğu Türkçesi Çağatayca adıyla da anılmış ve bugün yerini modern Özbek Türkçesine bırakmıştır.
Batı Türkçesi ise Hazar
ın güneyinden batıya yayılan Batı Türklüğünün yazı dili olarak 13. yüzyıldan itibaren kullanılmaktadır. Batı Türkçesi tarihî süreçte kendi içinde Eski Anadolu Türkçesi, Osmanlı Türkçesi ve Türkiye Türkçesi olmak üzere üç döneme ayrılır.
Dilin tarihî gelişimi dikkatle incelendiğinde şu sonucu çıkarmak mümkündür: Yeni coğrafyalarda birbirinden az çok uzakta yeni vatanlar kurmadan; yeni dinlerle, yeni kültürlerle, yeni medeniyetlerle… tanışmalardan dil doğal olarak etkilenmektedir. Ancak bu etkilenmenin derecesi, dilin asıl işlevi olan anlaşma görevini yerine getirmesini engelleyecek düzeyde olunca bu durum dilin yararına değil zararına olmaktadır. Osmanlı Türkçesinin son dönemlerinde olduğu gibi bir tarafta konuşulan fakat yazılmayan bir Türkçe, diğer tarafta yazılan fakat konuşulmayan bir Türkçe, anlaşma görevini yerine getiremeyen bir Türkçe istenmiyorsa yabancı dillerden Türkçeye girmeye çalışan kelimelere ve dil kurallarına karşı dikkatli olunmalı, bahane ne olursa olsun bir kelimenin Türkçe karşılığı varken diğerleri asla kullanılmamalıdır.

Kaynak:http://turkdili.gen.tr/tuerk-dili-tarihi.html

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Yorum Yap

Türkçü Düşünce | ©2005

Bu sayfalarda yapılan paylaşımlar 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na %100 uygun olarak yayınlanmaktadır. Hiç bir şekilde haber niteliği taşımamakta olup tamamen bilgi amaçlıdır.
TELİF VE KULLANIM HAKKI 1. HAK SAHİBİ OLAN YÜCE TÜRK MİLLETİNE AİTTİR.