ADANA
Diğer Şehirleri Gör
DUYURULAR

Anasayfa > Genel > Silivri’de 5000 Yıllık Kurganın Bulunuşu ve Ön-Türk Kültürü

Silivri’de 5000 Yıllık Kurganın Bulunuşu ve Ön-Türk Kültürü
Son Güncellenme : 05 Nis 2017 9:47

Silivri’de 5000 Yıllık Kurganın Bulunuşu ve Ön-Türk Kültürü

Merhaba, yazının başlığı konusunda kararsız kaldım. Ama yazının genelinde Ön-Türk sorunundan bahsedeceğim.

İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin Silivri’de gerçekleştirdiği kurtarma kazısında bu yılın en büyük arkeolojik keşfi gerçekleştirildi. Kazı raporundaki “ülkemizde bulunmuş ve kazısı yapılarak tamamen ortaya çıkarılmış ilk ve en eski, 5 bin yıllık kurgan tipi mezar” tespiti, buluntunun önemini gözler önüne seriyor.  Hürriyetin haberi

Kazı alanı bir yazlık siteye ait sosyal tesis alanında çıkınca definecilerin hışmına uğramadan kurtulmuş.

 assos-antik-kentinin-sakinleri-2-bin-300-yil-once-uc-tas-oynuyordu

Daha önce definecilikle uğraşan biri benden bilgi almak istemişti. Beyşehir Gölü civarında  ” canlı insan gibi duruyor” diyerek bana tarif ettiği buluntu muhtemelen mumyaydı ve  kurgan olduğunu tahmin ediyorum. Türkiye’de izinsiz kazı ve definecilik çok yaygın. Yağmacılar, Selçukluların eşya ile gömülme adetleri olmamasına rağmen sahipsiz buldukları türbeleri dahi yağmalayıp tahrip ediyorlar.

Definecilik sorunu çözülebilir bir sorun. Asıl büyük sorun Türkiye’deki tarih anlayışında. Dolayısıyla arkeoloji ve diğer önemli alanlara da sirayet ediyor. Türkiye’de sebebini çözemediğim garip bir anlayıştır bu sorun.

Peki nedir bu sorun?  

Sorunu kendi yaşadığım bir olayla izah edeyim. Ben YTÜ Harita Mühendisliği Bölümü mezunuyum. Ancak son yıllarda Haluk Tarcan ve Kazım Mirşan sayesinde bir Ön-Türk merakı gelişti. Bunu amatör olarak yapmaktansa konunun uzmanı olmak adına bir üniversitenin tarih bölümüyle görüştüm. ” Ön-Türk tarihini araştırmak bu konuda akademik olarak birşeyler yapmak istediğimi bölüm başkanına ilettim. Tabiki beni geri çevirmedi. Ben kendisiyle 2. defa görüştüğümde müfredatı incelediğimi ve ben sadece Ön -Türk tarihini araştırmak istediğimi söyledim. Kendisi cevap olarak ” antik çağ çalışmak istiyorsan latince ve yunanca öğrenmek zorundasın. Ön-Türk tarihi üzerine çalışmak istiyorsan literatürde ” Genel Türk Tarihi” geçiyor. Onu da Türkiye’de 6 adet Türkiyat Enstitüsü var. O enstitülerdeki hocalarla görüşürsen sana yardımcı olabilirler” dedi.

Bahsettiği Türkiyat Enstitülerini çalışmalarını araştırdım. 6 taneden 5 tanesi Osmanlı tarihiyle uğraşıyor. Bir tanesi ise Ön-Türk ile ilgili sadece Konya bölgesinde araştırma yapıyor. ( Selçuk Üniversitesi) Sonradan öğrendiğim Ege Üniversitesi’den Türk Araştırmaları Enstitüsü’nde de çalışmalar yapıldığıdır.

Şimdi bunu neden anlattım. Türkiye’de lisans eğitimini bırakın yüksek lisans eğitimi alırken Ön Türk tarihi üzerine araştırma yapmak istediğinizde sistem sizi dışarı atıyor.

Sonrasında neler oluyor peki ?

Bir arkeoloji haberleri sitesinde hangi uygarlığa ait olduğu belli olmayan bir toprak kap bulununca bizans dönemi olduğu tahmin ediliyor diye bir fikir yürütülüyor.

Assos’ta  şekilde görüldüğü bir damga bulunuyor. “Assos sakinleri 2300 yıl önce üçtaş oynuyordu” gibi saçma bir yorum yapılıyor.

saymalitas-tanri-tamgasi

Bu damganın aynısı Saymalıtaş’ta Kazakistan’da mevcuttur.

assos-lahit-kun-ay-sembolu

Yine Assos’ta kazı çalışması görsellerini incelediğimde lahitin üzerinde Kün-ay sembolüne rastlıyorum.

kun-ay-sembolu-gobeklitepe-hakasya

Uygur Türkleri’ne ait İkonografiler

uygur-turklerine-ait-ikonografiler

Aslında bunun gibi yüzlerce örneğe rastlayabiliyoruz. Türkiye’de Ön-Türk kültürü bilinmiyor. Bahsettiğim gibi okullarda bile öğretilmiyor. Hal böyleyken kendi çabasıyla araştırmalar yapan insanların fikirleri dikkate dahi alınmıyor. Dalga geçiliyor. Üniversitelerde bu konulara eğilen çok değerli hocalar var. Ama o değerli hocaların 10-15 katı kadar da bu konuları bilmeyen, bilmediği gibi aşağılayan, önündeki müfredatı sunmanın dışında yabancı araştırmaların çevirisini yaparak  akademik ünvanınını yükseltmekten başka birşey yapmayan hocalar da var.

Geçenlerde ” Hititler Türk müdür? Değil midir?” diye bir makale okudum. Buyrun linki burada ( Yazının 4-5 paragrafını okuduktan sonra kalan kısmını okumadım)

Ord. Prof. Dr. Sedat Alp Hocamız özetle ne diyor ?

Ural Altay Dil grubunda kök sözcük değişmez. Örneğin Türkçe’de “gitmek” fiilinin kökü tüm zaman çekimlerinde aynıdır. ” Giderim, gittim, gideceğim” şeklinde olur. Git kökü zaman çekimlerine göre değişmez. Aynı kalır. Ama Hint-Avrupa dil grubuna ait bir dilde deyip ingilizceyi örnek veriyor. Verdiği örnek aşağıdadır.

“İndo-Avrupa dillerinden biri olan İngilizcede gitmek anlamına gelen “to go” verb’ini örnek olarak alalım. I go “giderim” demektir. “Gittim” anlamında kullandığımız taktirde I went denilmektedir. Ya da görmek anlamına gelen “to see” verb’ini örnek olarak gösterebiliriz. I saw “gördüm”, I had seen “görmüştüm” anlamlarına gelmektedir. Aynı şekilde “to come” gelmek fiili, I came dendiğinde “geldim” anlamına gelmektedir. Burada görüldüğü gibi sözün özü kendi içinde değişikliğe uğruyor.” 

Hoca  vefat etmiş ama.. Eğer yaşasaydı sormak isterdim.

Eğer ingilizcede kök sözcük değişiyorsa ( aklıma ilk gelen fiillerden yazıyorum) Sleep (uyumak), say( söylemek) gibi diğer tüm ingilizce fiillerde neden dğişmiyor. Hatta şöyle bir tablo atayım. Filolog değilim. Ama bir filolog bana cevap versin. Bu sözcüklerin kökü değişiyor mu değişmiyor mu izah etsin. Hocanın örnek gösterdiği fiiller, hepimiz ingilizce öğrenirken kökü zaman çekimlerinde farklı olduğu  için ezberletilen fiiller.

ingilizce-fiiller

Konuyu daha fazla uzatmaya da gerek yok. Burada ingilizcenin Hint-Avrupa kökenli olup olmaması Hititler’in bir Ön-Türk uygarlığı olmasını da kanıtlamıyor. Ancak internetteki kitapları, verileri okuyup karşılaştıran sıradan bir vatandaş olarak  benim Türkiye’de anlatılan tarihle gerçekte olanın çakışmadığını farkediyorum. Okuduklarıma göre konuşuyorum. Antik yunan medeniyetinin bilim, felsefe akımları Antik Mısır’dan, alfabesi Etrüskler’den, günlük yaşantısı demokrasi sözcüğü bile Sümerler’den ve diğer Anadolu medeniyetlerinden alıntı iken yunan medeniyetine mal edenler…

Eski bir uygarlığın Türk kültürüyle benzerliği tespit edildiğinde  ” hadi canım.. Sizde herkesi Türk yaptınız”  diyenler veya daha iyi niyetli bir şekilde “kültürel etkileşim olabilir tabi” diyenler

Örneğin Apollon kültündeki apollon sözcüğünün yunanca bir karşılığı olmamasına rağmen kökenini “yunan medeniyeti büyüktür” düşüncesiyle sorgusuz sualsiz yunan medeniyetine mal edenler. ” Hadi canım sizde herkesi Yunan yaptınız “demeyenler..

Sizlere soruyorum. O kadar antik yunan medeniyetine dair bilgi sahibi oldunuz. Okudunuz ettiniz. Arkeolog,tarihçi, akademisyen,yazar oldunuz. Antik yunanda kuşkuculuk diye bir akım var mı yok mu? Varsa neden o akımı uygulamıyorsunuz?

İlkay AYDIN

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Yorum Yap

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Türkçü Düşünce | ©2005

Bu sayfalarda yapılan paylaşımlar 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na %100 uygun olarak yayınlanmaktadır. Hiç bir şekilde haber niteliği taşımamakta olup tamamen bilgi amaçlıdır.
TELİF VE KULLANIM HAKKI 1. HAK SAHİBİ OLAN YÜCE TÜRK MİLLETİNE AİTTİR.